Allah Kainatı Neden Yarattı?
Şu kainatın ve içindeki varlıkların Sanii olan Cenabı Hak, şu kainatı çok ciddi gayeler için yaratmıştır. Kuran bunu şöyle bildirir:
(Enbiya suresi, 16)
“Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık.“
(Sad suresi, 27)

Bütün varlıklar kendilerine mahsus dillerle yüce yaratıcıyı tesbih ve takdis ederler. Kendilerine tevdi edilen görevleri büyük bir zevk ve şevkle yerine getirirler. Mesela güneş bir saniye bile geri kalmadan kendine çizilen yörüngede yoluna devam eder. Irmaklar bir cuş u huruşla denizlere doğru akar. İnsanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle ona hizmet eder.
Ayrıca, kâinat yaratılmasaydı Allahın sıfatlarının ve isimlerin o sonsuz kemali ve güzelliği bilinmeyecekti. Bu bilgi sadece Allaha mahsus kalacaktı. Cenab-ı Hak isim ve sıfatlarının manevi güzelliklerini tecelli ettirmekle, kendi cemal ve kemalini bu eserlerinde kendisi bizzat müşahede buyurduğu gibi, melekleri, insanları ve cinleri de bu şereften, bu lütuftan hissedar etmek diledi.
Mahlukatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlukat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa, bir ismi Samed (Her şey ona muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değil) olan Allahın bu alemi yaratmasının, haşa!, bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.
İçine birtakım kurallar koyduğumuz kapalı bir sistem düşünelim ve bu kuralları sadece sistem içerisinde etkili kılalım, dış sistemde herhangi bir kuralımız olmasın. Kurallarımızı iç sistemde çalışması için yarattık. Bu iç sistemde yaşayan biri, dış sistemi kavrayamadığından, bunu bütün bir sistem olarak algılayıp, bizi de o sistemin parçası yapabilir. Bizi, iç sistemin bir parçası olarak düşündüğünden, iç sistem içinde yarattığımız kuralları bize de uygulayacak ve kendi koyduğumuz kurallar ile bizi yargılıyacaktır.. Elbette ki bu bir hatadır. Tıpkı evreni ve kanunları yaratan Tanrı’yı, bu sistem(evren) içindeki koyduğu kurallar ile yargılamamız gibi…Oysa, bir şeyi yaratırsak, ondan bağımsız oluruz. Yaratan mutlak olarak yarattığı sistemden bağımsızdır. Akvaryumun dışındakiler, içindeki kurallara tabi değildir. Konuyu daha iyi anlayabilmeniz için bir örnek verelim;
Farz edelim siz, denizde yaşayan bir canlısınız. Sizin mekanınız sadece denizden ibaret ve denizin dışındaki ortamlardan haberiniz yok. Deniz sizin kapalı bir sisteminiz. Bu sistem içersinde geçerli olan kanunlar sayesinde hareket ediyorsunuz. Bu kanunlar mantığınızı şekillendirmiş durumda. Yani su olmadan yaşayamayız, su olmadan hareket edemeyiz vs. gibi mantıklar mevcut, zira bu kanunlar yaşam temeliniz. Her yerde bu kanunlar mevcuttur sanıyorsunuz, çünkü denizden başka bir dış sistemden haberiniz yok, sistemi bütün olarak algılıyorsunuz Ama biri bir gün gelip de size “suyun olmadığı yerler mevcut ve buna rağmen gezebilen, yaşayabilen canlılar var” derse, acaba tepkiniz ne olurdu? Muhtemelen “su olmadan nasıl gezebilsinler, nasıl nefes alıp yaşayabilsinler, suyun olmadığı yer de ne demek?” gibi cevaplar duyabilirdik. Fakat dışarıdaki sistem elbetteki sizin yaşadığınız denizden farklıdır. Sisteme dahil olmayan bir şey için denizdeki bu kanunlar ve şartlar geçerli olmayacaktır. Denizdeki canlı, sistemini bütün olarak algılamış ve yanılmıştır. Aynen evreni bütün algıladığımız ve Tanrı’yıda bu sisteme dahil ettiğimizde yaptığımız hata gibi. Oysa bütün sistemi ve kanunları yaratan Tanrı, evren sistemine dahil olmadığından elbette oluşturduğu bu sistemin kanunlarına bağlı olmuyacaktır. Biz de sadece bu evrende yaşıyoruz ve evrenin kanunları ile mantığımızı şekillendiriyoruz.Canlıların mantığı sadece yaşadığı sistemlerin kurallarıyla sınırlıdır. Tıpkı denizde yaşayan canlı örneği gibi.
Sonuç;
Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi, kapalı bir sistem içindeki kural veya kanun, bu sistemi yaratan ve dolayısıyla bu sisteme dahil olmayan dış sistemi ilgilendirmez. Evreni yaratan ve kanunları koyan sistem dışı bir Tanrı’yı, sistem içindeki kanunlara bakarak yargılayamayız, Tanrı’yı bu kanunlar içinde sınırlayamayız. Evren kümesi içinde yer alan (yaratılan) kurallar, sadece o küme içindeki elemanları etkiler. Evren kümesini yaratan Tanrı, elbette o kümenin elemanı olamaz. “Her şeyin bir yaratıcısı vardır”,”Her şey bir sebep-sonuç ilişkisine dayanır”, “Madde vardan yok, yoktan var olamaz”. Bütün bu belirttiğim kanunlar sadece evren kümesi veya sistemi içine dahil olan elemanlar için geçerlidir. Sonuçta Big Bang’in nedenini bilim adamları evrendeki kanunlarla açıklıyamaz. Tam burda yokluk denilebilecek bir tekillikten varolma söz konusudur.Bilim adamları ancak Big Bang sonrasını açıklar, çünkü evren kanunları bu patlamadan sonra devreye girer. Tanrı’da Big Bang’le beraber oluşan bir olgu değildir ki Big Bang sonrasında oluşan kanunlara bağlı olsun. Zira yukarda saydığım bir takım kanunları ve evrendeki daha nice kanunları yaratan zaten Tanrı’dır ve dolayısıyla kendi yarattığı sistemden ve kanunlarından bağımsızdır. Sonuç olarak, yarattığı kanunlar içinde Tanrı’yı sınırlamak mantık dışındadır. Tıpkı hapishane içine koyduğumuz kuralların bizi bağlamaması gibi, istediğiniz zaman o kuralları değiştirebiliriz. İyi günler..
Kaynaklar
İslamüstündür.com
İslamiddusun.googlepages.com
Kuran-ı Kerim